Arşiv Ekim, 2007
Perşembe, Ekim 25th, 2007
Askerlik Kanununda bir değişiklik yapılacak. Bu değişikliğe göre, dört yıllık üniversiteklerden mezun olanların, KPSS ile işe başlamalarına yeterli süre tanımak amacıyla tecil süresi 2 yıla çıkartılacak. (1111 sayılı Askerlik Kanununu). Görüldüğü gibi bu düzenleme ile yeni mezun arkadaşlara bir kolaylık sağlanmaktadır. İki yıllık yükseköğretim mezunlarına tasarıda değinilmemesi ise üzüntü verici. Bir de geçici bir madde olmadığı için, geçen yıl mezun olan 4 yıllık üniversite mezunları bu tecil hakkından yararlanamayacak. Bunu da hatırlatalım.
İlgili Kanun Tasarısı aşağıdaki gibidir:
ASKERLİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun 36 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Dört yıl veya daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından yahut bunların dengi olduğu kabul edilen okullardan mezun olan yükümlülerin askere sevkleri, istekleri halinde mezuniyet tarihinden itibaren iki yıla kadar, yüksek lisans eğitimini tamamlayanların ise bir yıla kadar tehir edilebilir. Yurt dışındaki öğrenim kurumlarından mezun olanlara, talepleri halinde, denklik işlemlerini tamamlayabilmeleri için ayrıca bir yılı geçmemek üzere sevk tehiri hakkı tanınabilir. Bunlara ilişkin usul ve esaslar Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.”
MADDE 2- 1111 sayılı Kanunun 77 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Askerlik hizmetinin gerektirdiği görev ve yükümlülükleri yerine getirme konusunda gayret ve çalışmaları sonucu emsalleri arasında üstün başarı gösteren erbaş ve erlerden, muvazzaf askerlik hizmetleri boyunca, disiplin amiri, disiplin mahkemesi veya askeri mahkemelerden herhangi bir ceza almamış olanlara, asgari Tugay Komutanlarının (Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığında eşidi), Sahil Güvenlik Komutanlığında Alay Komutanı veya eşidinin onayı ile, birinci fıkrada yazılı izinlere ek olarak yedi güne kadar ilave izin verilebilir. Verilecek bu ilave izinlerin usul ve esasları Genelkurmay Başkanlığınca belirlenir.
(more…)
Populerlik: 14% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Genel | Yorum Yok »
Salı, Ekim 23rd, 2007
->
21 Ekim 2007 Pazar günü gerçekleştirilen halk oylamasının kesin olmayan sonuçları açıklandı. Cumhurbaşkanı nı halkın seçmesi, milletvekilliği seçiminin 4 yıla indirilmesi ve TBMM deki toplantı yeter sayısının 184 olmasını belirleyecek referandumda oy kullanma işlemi ülke genelinde sakin geçtiği bildirildi. 137304 sandıkta oylarını kullanan halkımızın yüzde 69 u Evet, yüzde 31 i de Hayır oyu vermiş. Katılım oranı ise %67 de kalmış. Terör oylarının arkasında kalarak gerçekleşen Anayasa değişiklik paketinin tam metnini de verelim;
Madde 1 - 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 77. maddesinin birinci fıkrasında geçen ‘beş’ ibaresi ‘dört’ olarak değiştirilmiştir.
Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasında geçen ’seçim tutanaklarını’ ibaresinden sonra gelmek üzere ‘ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını’ ibaresi; son fıkrasında geçen ‘halkoyuna sunulması’ ibaresinden sonra gelmek üzere ‘Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi’ ibaresi eklenmiştir.
Madde 3 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 96. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.
Madde 4 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 101 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. ‘MADDE 101 – Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.
(more…)
Populerlik: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Politika | Yorum Yok »
Pazar, Ekim 21st, 2007
Kurumsallaşma Süreci: Kurumsallaşma, kuruluşların (özel ve kamu) piyasanın ve günün koşullarına uygun yönetim ve organizasyon yapılarını oluşturarak gerekli sistemleri kurmaları, kuruma özgü davranış, norm, standart ve ilkeleri belirleyerek bunları yazılı hale getirmeleri ve bir bütün olarak uygulamalarıdır. Belirlenmiş olan kuralların, değerlerin ve sosyal etkileşim kalıplarının sürekli bir şekilde gelişmesi, standartlaştırılması ve bunların sürdürülmesi ve gerektiğinde yenilenmesi süreci kurumsallaşma süreci olarak tanımlanır.
Kurumsallaşamama dünyada ve ülkemizde hem özel aile şirketlerinin hem de bir çok kamu kurum ve kuruluşlarının, hatta sivil toplum örgütlerinin en önemli sorunlarından biridir. Dünyadaki KİT’ler dışındaki şirketlerin %65-90’ı ve Dünyanın ilk 500 büyük şirketinin %40’ı aile şirketidir. Ülkemizde de aile şirketi oranı çok fazla olup ikinci kuşakla yönetimde hayatiyetini sürdürebilen aile şirketi oranı Dünyada %5’i geçmemektedir.
Aile ve şirket işlerini birbirinden ayıran, profesyonel yöneticileri çalıştıran ve kurumsallaşmayı başaran şirket ve kurumlar büyüyüp gelişmekte, iş ortaklıkları (çok ortaklı şirketler) kurabilmekte ve çok uluslu şirketler haline dönüşebilmektedirler. Toplumların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan işletmelerin kalıcı olabilmeleri için kurumsallaşmaları şarttır. İnsanoğlu ölümlüdür ve ortalama 70 yıl yaşabilir ama kuruluşlar varlıklarını daha uzun süreler sürdürebilirler. Piyasalarda var olmak ve sürdürülebilir bir başarı elde etmek ve kalıcı olmak için kurumsallaşma şarttır. Kar ise kalıcı olmanın sadece bir aracıdır.
Kurumsallaşmada amaçlar:
- kuruluşun sürekliliğinin sağlanması,
- sosyal etkileşim kalıplarının ve davranış biçimlerinin geliştirilmesi,
- Kuruluşların kişisellikten kurtarılıp sisteme ve standartlara dayanan bir yapıya kavuşturulması ve
- Yeniden yapılanma ve değişim sağlamadır.
Kurumsallaşma sürecinde değişim stratejileri ve liderlik önemli rol oynar. Strateji bir kuruluşun üstün/güçlü yönlerini kullanarak, çevresine/yeni şartlara uyum sağlamak, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak ve alanında önemli bir yer edinmek amacıyla seçilen yol ve uyguladığı hareket biçimidir. Etkin stratejileri belirlemek için önce kuvvetli ve zayıf yönleri tespit etmek ve çevredeki fırsat ve tehditleri bilmek, analiz etmek (SWAT analizi) ve değerlendirmek gerekmektedir. Değişim stratejilerinin pazar ve çevre koşullarına uygun olması ve kendini destekleyecek örgütsel kültürün var olması/oluşturulması başarı için gereklidir. Kültürel değişimde kültürel değerlere ilişkin yönelimler bizi güvene, ahlaka, erdeme ve iş etiğine götürür.
(more…)
Populerlik: 11% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Ekonomi | 4 Yorum »
Cumartesi, Ekim 20th, 2007
21 Ekim 2007 pazar günü yapılacak halk oylaması çeşitli çelişkilerle karşımıza çıkıyor. Yapılan anayasa değişikliğini oylayacağımız bu referandum ile bu değişiklik paketine ya evet ya da hayır diyeceğiz. Peki demokratik bir yaklaşım olan referanduma katılmamanın cezası ne biliyor musunuz? Evet, sizi kısaca bilgilendireyim. Demokratik hakkınızı kullanmamanınız cezası tam tamına 17 YTL. İşte bizim demokrasi anlayışımız bu kadar. “Türkiye den fazla bir şey beklememek lazım” diyen zihniyete bazen katılmamak elde değil. Bir bireye demokratik bir hak tanıyorsunuz ama birey bu demokratik hakkını kullanmazsa onu cezalandırıyorsunuz. Bu nasıl bir demokratik hak, bu nasıl bir demokrasi anlayışı.
İşte siyasetçilerimiz televizyonlardan propaganda yapıyorlar. Yok bu halk oylamasında EVET deyin, yok oyunuz HAYIR olsun. Bir de bazı muhalefet partisi milletvekilleri ”halk oylamasına katılmayın” çağrısı yapıyorlar. Bu çağrıyı yapıyorlar ama katılmama cezasını söylediğimizde o ceza zaten uygulanmaz diyorlar. Demokrasi ne yazık ki bu değildir. Bir cezanın uygulanmayacak olması onun var olmadığını, demokratik haklarımızın önünü tıkamadığını göstermez. YSK Başkanının konu hakkındaki görüşlerini belirtelim.
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı (YSK) Muammer Aydın: “Milletvekili seçimleri, yerel seçimler, Anayasa değişikliğinin halk oyunu sunulması gibi konularda, ilgili yasalar ceza yönünden farklı düzenlemeler getiriyor. Oylamadan itibaren kişilere 3 aylık süre veriliyor. Bu süre içinde haklı mazeret bildirirlerse, ilçe seçim kurulları bunu haklı bulursa cezayı uygulamayacak.”
Görüldüğü gibi ilçe seçim kurullarına haklı mazeret sunanlara ceza uygulanmayacak. Bir mazeretiniz yoksa sizi halk oylamasına davet ediyorlar. Karar sizin.
eGe Gelisim
Populerlik: 10% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Politika | 1 Yorum »
Perşembe, Ekim 18th, 2007
İnsanlık ciddi çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Hepimiz günümüzde kuzeyden güneye, fakirden zengin, şehirden köye insanın bilerek veya bilmeyerek yaratığı ciddi bir çevre sorunu yaşıyoruz. Bu sorunu biz insanların kendimiz ve yeryüzünü yönetmesi sorunu ile ortaya çıkıştır. Şimdi yaşadığımız artan çevre kirliliği, su sıkıntısı, iklim değimleri, artan kent çöplükleri biz insanların dünyayı doğru yönetmediğimizi gösteriyor. Bir yerde insan varsa sorunda vardır. İnsanın insan olması sorunu nasıl çözdüğü insanın eğitimi, kalitesi ve hümanistliğini gösterir. Sorunu, ben her şeyi iyi bilirim, benim dediğim olmazsa şiddet ve korkutarak çözerim anlayışı yerine, sorunu yaşayan kişiler ile konuşarak, farklı sesleri de dinleyerek insan ve doğa için doğru olanı yapmak daha akılcı ve sonuç alıcıdır. Akılı, planlı yaşayan, ne yaptığını bilen insan için konuşmak, tartışmak ve kafa yorarak akıl ile yol alamsı anlamlı. Bize de bu yakışır.
Çevre Bilinci Bugün Dünyanın Ajandasında İlk Yeri Almaktadır
Herkes soruna çözüm arıyor ancak yüksek kar hırsı, özelleştirme, bireysel anlayış proje üretme ve düşünce oluşturmaya müsaade etmemektedir. Ancak Dünya zorlu bir çağda yaşamaktadır. Artık kaçış yok. Ya var olacağız ya da yok. Biz var olmak için, güzel günler için var olacağız, doğanın bize sunduğu eşsiz güzelliklere güzellik katarak geleceğimizi yarınlarımızı mutlu ve huzurlu geçirmek istiyoruz. Hepimiz yad ellere neden gidiyoruz, anamızdan bacımızdan kardeşimizden, sevgilimizden ayrı kalıyoruz. Yaşamak güzel yaşamak için, yalnızca karın doyurmak için değil elbete. İnsan 50 g peynir, bir ekmek ile gününü gün eder, ancak yaşam bu kadar değil. Başka duyguları da var insanın. Ancak bu duyguların yaşanması başkalarının duygularının yaşanmasına engel olmamalı. Başkasının yaşam alanı engellenmemeli. Çok kazanmak için doğayı tahrip edecek projelere girişmemek gerekir. İnsanlık birkaç yüzyıllıdır ciddi biçimde insanın temel ihtiyacının dışında pazara yönelik üretim yapmakta ve kara yönelik çalışmaktadır.
(more…)
Populerlik: 100% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Ekonomi, Genel | Yorum Yok »
Salı, Ekim 16th, 2007
Bu adam yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.
Bu adam ilköğretim çağında zorunlu dini eğitim alır.
Bu adamın aile kökeni kimse çözemeyeceği kadar karanlıktır.
Bu adamın ailesinde daima gizlenen bir Yahudi bağlantısı vardır.
Bu adamın ruhsal yapısı çok dalgalı ve düzensizdir.
Bu adam gençliğinde ve ileri yaşında karşıtlarına argo ile yanıt veren küfürbaz ve külhanbeyi tavırlı biridir.
Bu adam verdiği sözleri tutmayan ve imzaladığı açık/gizli anlaşmalara uymayan biridir.
Bu adam devlet yönetimi konusunda CAHİL ama BASKICI ve ŞANTAJCIDIR.
Bu adam kendi anadilini bile doğru dürüst konuşamadığı gibi yabancı bir dil de öğrenmek istememiştir.
Bu adam kendi ülkesinde ALT ve ÜST kimlikler bulunduğuna inanır.
Bu adamın kendi devleti ve ordusuyla derin sorunları vardır.
Bu adam hem özel yaşamında hem de siyasi faaliyetlerinde daima MAĞDURU oynamıştır.
Bu adam gençliğinde çok yoksulluk çektiğini öne sürerek sürekli olarak haksız kazanç dâhil her türlü yoldan çok para kazanma hırsı ile yaşamıştır.
Bu adamın cinsel sapmaları olduğu ve/veya cinsel sorunlar yaşamış olduğu anlaşılmıştır.
Bu adamın epilepsi (sara) hastalığına duçar olduğu ve zaman zaman ‘Fit’ diye bilinen buhranlar geçirdiği hep gizlenmiştir.
Bu adamı bir gizli örgüt, ülkesinde lider yapmaya karar vermiştir.
Bu adam başbakan olunca cumhurbaşkanını halkın seçmesini istemiş ve kendisinin cumhurbaşkanı yapılmasını dilemiştir.
Bu adamı iktidara getiren gizli örgüt, onu kullanarak ülkesinde DEVLETİ çökertmiş ve VATANI böldürmüş ve işgal uğratmıştır.
Bu adam tarihin tanıdığı EN KİFAYETSİZ MUHTERİS LİDERDİR.
Bu Adamı Tanıdınız Mı?
Bu adam Adolf Hitler’dir.
Size birisini anımsatıyor mu?
Kaynak: ‘Bilinmeyen Hitler’, Aytunç Altındal, Alfa Yay. 15.Baskı, 2006
Populerlik: 11% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Politika | 2 Yorum »
Pazartesi, Ekim 15th, 2007
İnternet-sanal ortamda bir kadın-moda web sitesi vasıtasıyla genç veya iyi eğitimli internet kullanabilen siteye belli süre zarfında tesadüfü giren gelir seviyesi, eğitimi ve yaşı belli olmayan bayanlar üzerinde webometrik olarak yapılan günlük yaşamla ilgili Pratik Bilgileri okuma ve kullanma alışkanlıklarından Tüketim Profilini belirlenmesi araştırmasında ilginç sonuçlar çıkmıştır. Araştırmada katılımcılara dokuz kategoride; Kişisel bakım, Ev bakımı, Giyim seçimi, Ev işleri bilgisi, Enerji tasarrufu, Tehlikeli maddeler kullanımı Yangın güvenliği, Emniyetli doğal gaz kullanımı, Eve büyük elektronik eşya almada dikkat edilecek hususlar hakkında bilgiler sunulmuş ve bunlardan en çok hangisinin katılımcılar tarafından okunduğu ölçülmüştür. İncelenen bayan popülasyonu harcama eğilimi yüksek olan kadın grubunu temsil edebilecek bir örnek kabul edilebilir.
Katılımcılardan 2359 kişi kişisel bakım (saç bakımı), 1831 kişi ev bakımı, 1211 kişi pratik ev bilgisi, 500 kişi giyim (kıyafet 151, ayakkabı 125, deri 49 vs) , 75 kişi altın/mücevher takı, 32 kişi evde enerji tasarrufu, 25 kişi eve elektronik eşya alımı, 24 kişi tehlikeli kimyasal maddeler, 19 kişi elektrik fişini prizde bırakma, 9 kişi emniyetli doğalgaz kullanma, 6 kişi ise sık karşılaşılan yangınlardan korunma konularındaki bilgileri okumuştur.
Buradan görüleceği üzere internet kullanabilen genç veya iyi eğitimli bayanlar kendilerine bedava sunulan hizmetlerden en fazla kişisel bakım, ev bakımı ve pratik ev bilgileri ve mücevher takılarla ilgilenmektedirler. Enerji tasarrufu, tehlikeli kimyasal maddeler, elektronik eşya seçimi ve yangın güvenliği bayanların ilgisine pek çekmemektedir. Katılımcılar çoğunlukla önce benim görünümüm, sonra evimin bakımı ve pratik ev işleri demektedir. Giyim ve kıyafete dördüncü ve mücevhere ise beşinci sırada önem verilmektedir Araştırmada kadınların aile tasarrufuna katılıp katılmadıklarını belirleme açısından enerji tasarrufu konusunda bilgilenmelerinin çok zayıf olduğu, yangın ve tehlikeli kimyasallardan korunma konusuyla pek ilgilenmedikleri, eve doğru elektronik eşya alımına ise yedinci sırada önem verdikleri görülmüştür. Kadınlar önce kendine ve ev bakımlarına zamanlarının çoğunu harcadıklarından enerji tasarrufu (aile bütçesine katkı), yangın ve çevre güvenliği (aile emniyeti/güvenliği) ve eve büyük elektronik eşya alımında tercihi daha çok eşlerine/ailelerine bırakmaktadır.
Araştırma sonucunda kadınların günlük yaşamdaki tüketim eğilimi profilinde en çok önem verdiği kendilerinin ve evlerinin bakımları olurken, eşleri daha çok geriye kalan tasarruf, emniyet, güvenlik ve büyük ürün/hizmet alımlarından sorumlu olmaktadır.
Prof.Dr. Muammer Kaya
Teknoloji Araştırma Merkezi (TEKAM) Müdürü
Populerlik: 7% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Kategori: Ekonomi | 1 Yorum »