eGeGelisim Forum

Arşiv Nisan, 2008

Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş Küreselleşme Sürecinde Kalkınma Teorilerinde Paradigma Arayışları ve Ulus Devletin Değişen Rolü

Pazartesi, Nisan 28th, 2008

İnsanlık tarihinin geçirdiği büyük evrimler olan tarım ve sanayi devriminden sonra, geçen 20. yüzyılın son çeyreği bir üçüncü köklü devrimin gelişimine tanıklık etmiştir: bilgi teknolojileri devrimi. Tarım toplumuna geçişi saban ve yel değirmeninin kullanımı gibi toprağı işlemenin ve tarımın mekanizasyonu simgelemiş; sanayi devriminin temel özelliklerini buharlı makine, kömür, çelik, montaj hattı ve fabrikalar oluşturmuş; bilgi teknolojileri devrimine geçişi ise bilgisayarlar, iletişim teknolojisi, mikro elektronik, robotlar, biyo-teknoloji ve fiber optikler gibi yeni üretim teknik ve ilişkileri sağlamıştır. Toffler (1981), M.Ö. 8000’lerden başlayıp M.S. 1750’lere kadar süren tarım toplumunu birinci dalga, 1750’lerden başlayıp 20. yy.’ın son çeyreğine uzanan sanayi devrimini ikinci dalga olarak nitelemekte; sanayi devrimini tamamlamış toplumların artık “üçüncü dalga” içinde yer aldıklarını ve sanayi ötesi ya da bilgi toplumu olarak adlandırıldıklarını ileri sürmüştür. Bunlar ışığında küreselleşme evrelerini üçe ayırabiliriz.

Birinci Küreselleşme, tarım çağı Mezopotamya’da başladı. Asurlular tarım çağının iletişim devrimi olan tekerleği savaş arabalarında kullanarak ve tekerleğin sağladığı ticaret olanaklarıyla ulaşabildikleri tüm dünyayı küçük bir köye dönüştürdüler. Ve kurdukları serbest ticaret bölgeleriyle büyük bir sömürü hareketi başlattılar. Avcı- toplayıcılıktan tarım çağına geçişte yaşanan bu ilk küreselleşme sürecinin, bugün yaşanan süreçten (araçlar dışında) hiç bir farkı yoktur.

İkinci Küreselleşme, sanayi çağı Batı Avrupa’da başladı. İletişim alanında sanayi çağının yenilikleri olan trenler, buharlı gemiler… Çok iyi bilinen sömürgecilik dönemini başlattılar. Avrupalılar tüm dünyada kurdukları serbest ticaret bölgeleri ve ticaret şirketleri yoluyla, küresel bir dünya yarattılar. Sömürü pek çok yerde yağmaya dönüştü ve hatta yeni çağın yeni silahlarıyla bazı milletler son fertlerine kadar yok edildi. Ancak tarihteki bu ikinci küreselleşme süreci de geçici bir dönemdi. Sanayi çağının değişimlerinin tüm dünya tarafından benimsenmesi, başka bir değişle sanayi çağının tam olarak ortaya çıkmasıyla sanayi çağının başlangıcındaki küreselleşme süreci sona ermiş ve sömürü dönemi etkinliğini kaybetmiştir.

Üçüncü Küreselleşme, günümüzde yaşanan küreselleşme, sanayi çağından bilgi çağına geçişte yaşanan tarihteki üçüncü küreselleşme sürecidir. Bilgi çağının da iletişim araçları tarihte üçüncü kez sömürü amacıyla kullanılmaktadır. Günümüzün araçları; fiber optik, iletişim uyduları, bilişimin iletişim uygulamaları, internet… Sanayi çağındaki motorlu iletişimin ve tarım çağındaki tekerleğin icadının bugünkü karşılığıdır.

Küreselleşme bu şekilde farklı toplum yapılarını oluştururken aslına bakılırsa aynı anda da ikili bir toplum yapısı yaşanıyordu. Bunlar sanayi toplumu ile bilgi toplumudur. Bunların farkları ise genel olarak sistemlerin farklı olarak algılanması ve uygulanmasıdır. Örneğin ekonomik sistem sanayi toplumunda ulusal ekonomi, fiziksel sermayeye dayalı ekonomi, endüstriyel organizasyonların olduğu, sembolik olarak kağıt paranın hakimiyeti olarak uygulanırken bilgi toplumunda ise küresel ekonominin hakim olduğu, insan kaynaklarına ve bilgi sermayesine dayalı, bilgi tabanlı organizasyonların olduğu ve dijital paranın hakimiyeti olan bir sistem olarak algılanmakta ve uygulanmaktadır.

Sanayi toplumunda çekirdek ailenin olduğu, güvenlik sağlayıcı kurumların bulunduğu, uyumluluk, seçkinlik, sosyal sınıf gibi değerlerin olduğu, kitleselleştirilmiş dönemsel eğitimlerin olduğu bir sosyal sistem varken, bilgi toplumunda birey merkezli farklı aile biçimlerinin temel olduğu, bireysel yetenekleri geliştiren kurumlaşmaların yanı sıra bireysellik, çeşitlilik, katılımcılık gibi değerlerin bulunduğu, bireyselleştirilmiş yaşam boyu eğitimin hakim olduğu bir sosyal sistem vardır. Sanayi toplumunda uluslar arası çatışma ve polarizasyonun olduğu, merkeziyetçiliğin olduğu ulus devletin varlığında güvenlik amaçlı yönetimin bulunduğu bir siyasal sistem varken bilgi toplumunda uluslar arası uyum ve küresel bağlamada siyasal entegrasyonların olduğu, adem-i merkeziyetçiliğin etrafında küresel ve bölgesel organizasyonlarla beraber küresel ve bölgesel organizasyonların olduğu ve yurttaş odaklı yönetimin olduğu bir siyasal sistem vardır. Son olarak teknoloji alanındaki farklılıklara değinmek gerekir. sanayi toplumunda mekanik teknoloji devrimi, işgücünü ikame eden makinelerin olduğu montaj hattına dayalı üretim tekniklerin uygulandığı montaj hattına dayalı üretim varken, bilgi toplumunda bilgi teknolojileri devriminin temel olduğu, beyin gücünü geliştiren bilgisayarlarla beraber bilgi ve yönetim teknolojilerine dayalı üretim tekniklerinin uygulandığı internet ve dijital teknolojilere dayalı bir teknolojik sistem vardır.

(more…)

Populerlik: 5% [?]

Köy Enstitülerinin Önemi ve Fen Okur Yazarı Olmak

Pazartesi, Nisan 28th, 2008

Ülkemizin eğitim sistemi ve sonuç olarak yetiştirdiği insan potansiyeli tartışma konusu olmaya başlamıştır. Sorunu şematize edecek olursak; Ülkemiz eğitim sistemi bugün her yönü ile sorgulanabilir duruma gelmiştir.

Günümüz bilişim teknolojisinde artık okuryazar olmak yetmiyor. Biraz da bilim okuryazarı olması zorunluluğu ortaya çıkmış bulunuyor. Bu da doğal olarak fen-okuryazarlığını gündeme getirmektedir. Fen ve bilimin doğru öğretilmesi de bu konuda yetkin insanların yetiştirilmesi ve bu öğretiyi öğretmeleri gerekiyor.

Fen eğitiminin öğrencilere benimsetilebilmesi için ezbercilikten kurtarılarak deneysel çalışmaya, gözlem ve incelemeyi öğrenci merkezli olarak işlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda temel bilimlerin amacı yaratıcılığın sınırlarının zorlanması, bunların kaleme dökerek insanların beyninde şimşekler çaktırabilecek şekilde yetiştirilmelidir.

Köy Enstitülerinin En Önemli Katkılarından birisi de;

Köy Enstitüleri üretim ve kültür eksenli olduğu için öğrencilerin öz güvenini geliştirmiş olmasıdır.

• Türkiye’de Bilimsel Düşünceyi Köylere Kadar Götürmüş olmasıdır.

Bugün bilimsel devrimlerin yarattığı etkiler ve bunların sebep ve sonuçları metodolojik olarak öğretilmemektedir.

Oysa bilimsel düşüncenin ne olduğu ne zaman ve hangi koşullarda doğduğu, insanlığın ve uygarlığın gelişmesinde ne tür etkiler yaptığı ve geleceği ne şekilde etkilediği öncelikle öğretilmelidir. Bütün bunlar ancak fen okuryazarlığı ile daha iyi sağlanabilir. Atatürk diyor ki;

…Hiçbir mantıki delile dayanmayan, bir takım geleneklerin, inançların muhafazasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur…” ve “…Milletimizin siyasal ve sosyal hayatında, milletimizin fikir terbiyesinde rehberimizin bilim ve fen olacaktır…

Bu sözler, Mustafa Kemal’in ilerlemek için pozitivist eğitimi en temel araç saydığını göstermektedir.

(more…)

Populerlik: 5% [?]



eGeGelisim

eGeGelisim.org - 2. yılını sürdüren bir eleştirel paylaşım platformudur. 2007 Haziran ayında İzmir Ekonomi Topluluğu üyelerinin katılımıyla biraraya gelen egegelisim.org eğitim, ekonomi, politika ve iş dünyasına yönelik makaleleri yayınlamakta; bir paylaşım ve eleştiri platformu özelliğini taşımaktadır...

devamını okuyun

Aranacak Kelime: