Eğitim - Yazan - Prof. Dr. Ibrahim ORTAS Tarih: Perşembe, Kasım 1, 2007 16:09 - 0 Yorum
Akademik Aşama ile İlgili Görüş
Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Yükseltme ve Atama İlkeleri’ni belirlemek üzere oluÅŸturulan komisyonun hazırladığı taslak geleceÄŸe yönelik asgari ve ortak hususların belirlenmesi ve bir referans noktasının olması itibarı ile önemli bir geliÅŸmedir. Ayrıca bu yönde var olan bir boÅŸluÄŸu ve ihtiyacı doldurması bakımından da çok önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Katkısı olan deÄŸerli hocalarıma teÅŸekkür ederim.
Uzun zamandır çevre illerde bizden sonra kurulan bir çok üniversitede akademik aşama için belirli ölçütler bulunurken bizim gibi yerleşik bir üniversitede akademik ölçütlerin olmamasının sakıncalarını ve geleceğe yönelik kaygıları bir çoğumuz taşıyorduk ve aralıklarla sorunu gündemde tutmaya çalışıyorduk.
2004 yılı içinde YÖK ve TÜBİTAK tarafından yapılan açıklamalar ışığında üniversitelerin yayınlanan tam makale say ısı yönünden üniversitemizin 357 makale ile 11. sırada, bilim adamı başına 0.47 makale sayısı ile 33. sırada ve kamu personeli sınavındaki genel kültür sırlaması bakımından ise neredeyse üniversiteler içinde en son sıralarda bulunmaktayız. Bir üniversitenin üst yönetimi ve öğretim üyeleri için bu tablonun çok da sevindirici olmadığını biliyorum. Ve amacım sizi üzmek değil, YÖK tarafından kamuoyuna dağıtılan bu resimden kendimizi görmek ve üniversitemizi geleceğe taşımak için önlemler alınmasını sağlamaktır. Konuya duyarlı olmam nedeniyle bu tablonun bir günde oluşmadığını ve sorumluluğun ortak olduğu bilincini taşındığım bir dönemde öğretim üyeliğine alınma konusuna da hazırlanan ilke taslağını üniversitemizde tartışmaya açılması beni bir nebze olsun umutlandırmıştır. Üniversitemizin geçmişinden bugüne kadar yöneticilik yapmış bütün değerli yöneticilerinin iyi niyeti bir yana üniversitemizin her zaman uzun soluklu bir planının olmadığını görmüş olmak beni hep endişelendirmiş ve düşündürmüştür. Üniversite öğretim üyesi olarak bulunduğum günden bu yana bir çok platformda üniversitenin bir bilim politikasının olmasını, akademik yükseltme kriterlerinin olmasını ve yıllık olarak üniversitenin her öğretim üyesi, anabilim dalı, bölüm, fakülte bazında plan program yapmasını ve yıl dönümlerinde bir değerlendirmeye gereksinim olduğu fikrini anlatmaya çalıştım. Savunduğumuz bu düşüncelerin bazı üniversitelerde yavaş yavaş hayata geçiriliyor olmasından da büyük mutluluk duyuyorum.
Çağdaş ve gelişmiş üniversitelerin temel işlevi kendisine yakışır bir bilim ve kültür politikası oluşturması ve buna uygun araştırma faaliyetleri yürütmesidir. Bu bağlamda bölgemizin ve ülkemizin öncelikleri çerçevesinde araştırmaların yapılması ve bu araştırmada çıkan sonuçların yayına dönüştürülmesi öncelikli olmalıdır. Bu şekilde üniversite ile bölge iç içe geçmeli ve birlikte bir sinerjinin yakalanması gerekir. Bu faaliyetleri oluşturabilecek ve geliştirecek olan ise iyi yetişmiş bilim adamlarını elinde bulundurması en doğal görevidir. Aksi takdirde meslek yüksek okulu konumundan öteye geçemeyecektir. Bu gün gelişmiş üniversitelerin bu konuda yaptığı en önemli işlev kendi alanının en iyi elemanlarına kurumlarında yer vermektir. Bunun için öğretim üyesi adaylarının alımında yüksek ölçütler ve ince eleklerden geçirmektir.
Ölçüt olarak
1. Ürettiği proje (ulusal ve uluslar arası)
2. Yetiştirdiği öğrenci (yüksek lisans ve doktora)
3. Verdiği dersler (öğrencilerden geri bildirim almak suretiyle)
4. Ulusal ve uslararası makale, kitap ve dergilerde yayın yapmak
5. Uluslararası kongre-sempozyum ve toplantılara katılmak ve düzenlemek
Alanı dışında yarattığı kültürel etkiler, bir bütünlük içinde işlenmektedir.
Bu anlamda belirli bir ölçüt getirilmeden önce mutlaka üniversite bilim politikasının oluşması ve bunun öncelikli olarak belirlenmesi gerekir. Bilim politikası belirlenmiş olan bir üniversitenin yol haritası üzerindeki araştırma konularını ve stratejilerini belirlemesi daha kolay olacaktır. Üniversitenin yol haritasının oluşturulması bir felsefe ve kültür işi olup uzun erimli bir oluşumdur. Bir kez bu sürecin oluşturulması ve devamlılığı için güçlü bir irade ve öz denetime gereksinim bulunmaktadır.
Üniversitelerin bölge ve ülke sorunlarına yaklaşımında stratejik düşünmeleri ve buna uygun davranılması beklenilmektedir. Temel bilim, uygulamalı bilim ve stratejik araÅŸtırmalarını planlamayı ve buna uygun nitelikte insanlar ile çalışması çok doÄŸaldır. AraÅŸtırma bulgularının yayınlanmasında bugün biricik kaynak ve referans noktası batılı ülkelerin ABD’nin geliÅŸtirdiÄŸi indekse giren yayınların hazırlanmasıdır. Bugün batılıların hoÅŸuna gitmeyen bir çok stratejik çalışmanın maalesef indekslere girmediÄŸi hepimizin malumudur. Yine de olaya bir bilim politikası ve felsefesi içinde bakılması gerekmektedir. Üniversite yönetimlerinin bu gerçekleri bilerek önceliÄŸini iyi belirlemesi gerekir. AraÅŸtırma politikasının çok boyutlu olarak ele alınması gerekir.
ÖrneÄŸin Irak veya İran’da atom veya uzay ile ilgili çalışmaların batılı bir dergide SCI içinde yayınlanması bugünkü koÅŸularda mümkün görülmemektedir. En azından çeÅŸitli bahaneler ile engelleneceÄŸi muhakkaktır. Ancak bu o üniversitenin o bölgenin ve ülkenin sorunu ve önceliÄŸi olmadığı anlamına gelmemektedir. Hatta bu konuda araÅŸtırma yapıp da yayın yapamayan bilim adamlarının da uluslararası alanda yayını yok diye küçümsemesi de gerekmiyor.
Bu bakımdan üniversitelerin ele aldıkları konuları ve hedeflerini doğru değerlendirmeleri buna uygun bilim insanı yetiştirmeleri gerekmektedir.
Bilim insanı yetiştirilmesi bugün ülkemizin en ciddi sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Sürecin yine bir bütünlük içinde ele alınması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Üniversite akademisyenliği mezuniyet sonrası eğitimin bir parçası olup başlı başına üniversitenin önemli işlevlerinden birisi konumundadır. Enstitüler bu bağlamda önemli işlevler görmesi gereken kurumlar olarak bugüne kadar kayıt takibinden öteye geçememişlerdir. Ordunun Akademisi bu anlamda çok boyutlu olarak ordunun ihtiyacı olan donanımlı eleman yetiştirmeyi hedeflemektir. Ancak enstitüler bugüne kadar rutin derslerin ötesine geçmemiş, yarının yetişkin insan gücünü oluşturmada etkili olmamıştır. Gelişmiş batılı üniversiteler neredeyse lisans öğrencisi kadar yüksek lisan öğrencisine sahiptirler ve oralarda araştırmalar yanında bilim adamı adayları da yetişmekte ve ayıklanarak iyiler içinden belirlenmeye çalışılmaktadır. Üniversitemiz önümüzdeki döneme ilişkin bir strateji geliştirecekse mutlaka enstitülerinin işlevini ve verimliliğini de yeniden organize etmesi gerekmektedir.
Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi İçin Ölçütler
Akademik yükseltmenin ilk basamağı olan lisansüstü eÄŸitime alınacak öğrencinin doÄŸru belirlenmesidir. Tıp fakülteleri TUS ile kısmen baÅŸarılı öğrencileri alabilmekte ancak bilim adamı adayını belirlemek için yeterli olup olmadığı tartışma konusudur. Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerinin üniversiteye alımında asgari ölçütlerin getirilmesi talep edilmesi artık kaçınılmaz görülmektedir. Üniversitenin bilim politikasına uygun olarak lisansüstü öğretime alınacak adaylarında belirli bir lisans bitirme notunu tutturmaları istenir. Bir çok ülkede benzer durum söz konusudur. ÖrneÄŸin 4 üzerinden 3 ve LES’den toplam olarak minimum 55 almış olmak gibi. Ayrıca mutlaka iki referans mektubu istenebilir.
Enstitülerin TUS benzeri bir sınavla ön elemeden geçtikten sonra araÅŸtırma görevlilerini almaları daha saÄŸlıklı olacaktır. Ar-Gör sınavları merkezden bölümlerin norm kadro taleplerine göre belirlenmelidir. Ar-gör sınavı herkese açık olmalı ve enstitü kadrosuna kayıtlı olsun olmasın her öğrenci baÅŸvurabilecek bir düzenlemeye kavuÅŸturulması gerekir. Mevcut durumda enstitü kadrosuna kayıtlı olamayan Ar-Gör sınavlarına giremiyor ve Ar-Gör olamıyor. Bu durum kendi içinde “inbreeding” sürecini saÄŸlamakta ve aynı okuldan mezun olan kiÅŸi aynı alanda ve mekânda akademik aÅŸamanın üst basamağına kadar dikey olarak çıkabilmektedir. Bu durum bir çok üniversitenin yerelleÅŸmesine neden olmuÅŸtur. Bugünkü geliÅŸmiÅŸ üniversite dinamiÄŸi ile bizim sistemimize taban taban zıtlık oluÅŸturmaktadır. Belki de bugünkü üniversitelerimizin verimsizliÄŸinin temel nedenlerinden biri de “inbreeding” sürecinin bizde çok etkili olmasıdır.
GeliÅŸmiÅŸ dünya üniversitelerinin tamamında öğretim üyeliÄŸinin ilk basamağı olan Yard. Doç. alımında doktorasını yaptığı üniversitenin dışında bir üniversite mezunu alınır. Almanya’da ileri aÅŸmalarda bu süreç iÅŸletilir. Bu sürecin üniversitenin dinamizmine çok önemli etkisi olduÄŸu muhakkaktır. Bunun içim mutlaka akademik aÅŸamaya alınacak adayların yer deÄŸiÅŸimi istenmeli. Yard. Doç olarak alınacak öğretim üyelerinin mutlaka baÅŸka bir üniversiteden mezun olması ÅŸartı saÄŸlanmalıdır. Vaya aday üç yıldan aÅŸağı olmamak kaydı ile ya yurtdışına çıkmalı ya da baÅŸka bir üniversitede çalışıyor olma ÅŸartı getirilmelidir. Bu süreç aynı zamanda üniversiteler arasında da rekabeti artıracaktır. 2547 sayılı YÖK yasanın ilk çıktığı dönemde bu koÅŸul vardı ancak sonradan deÄŸiÅŸtirildi.
Batılı üniversitelerin ölçütlerinin başında yayın sıralaması geldiÄŸi bir gerçektir. Ancak doÄŸal olarak İngilizce konuÅŸan ulusların kendi dillerinde yaptıkları yayın ve araÅŸtırma makaleleri SCI veya SSCI ve indekse giren dergilerde yayınlanması için hiçbir gerekçe görülmemektedir. Ancak ülkemizde sıkça belirildiÄŸi gibi ülkemizde yayınlar ağırlıklı olarak akademik aÅŸama için yapılmaktadır. Bunun içinde makalenin hangi dergi ve hangi kalitede olduÄŸu önemli deÄŸil, önemli olan yayının yapılıp akademik aÅŸama için gerekli koÅŸulların saÄŸlanmasıdır. Bugün para ile yazdırılan makaleden tutun da para ile bastırılan makaleye kadar her yol mubahtır anlayışı maalesef kafalarda benimsenmiÅŸ görülüyor. Kimi araÅŸtırıcı tanınmış yabancıları da makaleye dâhil ederek onun dilinden yararlanarak ortak makale yapıyor, kimi de toptan makaleyi taÅŸerona havale etmektedir. Bu anlamda ülkemiz toplam yayın sayısı bakımından 22. sırada, ancak yayın kalitesi ve iÅŸlevliÄŸi yönünden bir o kadar da negatif etkiye sahiptir. Bu anlamda ülkemizde bir “yayın fetiÅŸizmi” yaÅŸandığını söylemek abartı sayılmaz. Artık akademik aÅŸama için tek kriter yabancı yayın yerine, yabancı yayın yananında diÄŸer ölçütlerde bir bütün olarak dikkate alınmalıdır.
Bütün bu alanların ışığında yapılan araştırmaların işe yarar araştırma işlevi ve fonksiyonu olan araştırmalara yönetilmeli ve sonuçları ulusal ve uluslararası taranan dergilerde yayınlanması teşvik edilmeli. Akademik aşama için her iki yayın da değerlendirilmeye alınmalıdır. Her araştırıcının mutlaka kendi alanındaki ortalama yayın sıralamasının üzerinde yabancı dilde yayınının olması tercih edilmelidir. Ancak Türkçe yayın yapılması konunun bilim insanlarımıza ve öğrencilerimize da yararlı olması bakımından önemlidir. Bu bakımdan yabancı dilde yayınlanan yayın yanında mutlaka belirli bir puan esasının olması daha gerçekçi olacaktır.
Kongrelere Katılma Teşvik Edilmeli
Akademik aşama için biricik ölçü olarak indekse giren dergilerde yayın yapmak neredeyse tek ölçüt olarak kabul görmesi nedeniyle son yıllarda bu tür bilimsel etkinliklere olan eğilimin zayıfladığı görülmektedir. A kademik aşama için yayın yapıyor olması nedeniyle kişilerin kongre ve toplantılara diğer faaliyetlere katılarak kendilerini geliştirmeye neredeyse hiç önem verilmemektedirler.
Öneri olarak kongre ve toplantılara katılım ve sunulan bildirilere verilen puan değerinin yükseltebilir.
Bilim Disiplinlerinin Gelişimlerine Önem Verilmesi
Bir diğer önemli konu da akademik aşamada farklı bilim disiplinlerinin bilimsel özgünlüklerinin dikkate alınması konusudur.
Bütün dünyada kabul edilen ölçütlere göre fen, sağlık, sosyal bilimler, güzel sanatlar alanlarının her birinin kendine özgü bilimsel çalışma tarzları ve veri üretme yöntemleri bulunmaktadır. Daha önce benzer şekilde üniversitelerarası kurul farklı alanlar için farklı ölçütleri dikkate alacağını belirtmişti. Dünya endekslerine bakıldığında ülkemizde sosyal bilimlerde yapılan yayınlar ile fen bilimlerinde yapılan yayınların oranlarının ve atıf alan sayılarının da çok farklı olduğu görülmektedir. TÜBİTAK tarafından yapılan değerlendirmede SCI ile SSCI kapsamındaki dergilerde yayınlanan sayılar arasında on katı fark bulunmaktadır. Genelde bu oran dünyada 1/10 dan aşağı değildir. Ancak bütün dünyada akademik aşamalarda ölçütlerin alanlara göre yapılması ilkesinin bizim üniversitemizde de işletilmesi yerinde olacaktır. Bazı alanlarda bir araştırma 20 günde tamamlanırken bazı alanlarda yıllar alabilmektedir. Bu bakımdan alanların yayın üretme süreçleri de farklı olacaktır. Tabii doğal olarak üretilen yayınların kalitesi de önemli olmalıdır. Yayının başkaları tarafından dikkate alınması da önemli ancak tek başına yine ölçü olmamalıdır.
Bilimsel indekslere giren tarama dergileri yanında kitap ve kitabın önemli bir kısmının yazılması da ayrıca önemlidir. Hatta kitap yazmanın çok daha zor bir iş olarak görülmesi gerekir. Onun için kitap, kitap bölümü ve kitap türü yayınlar özellikle de uluslararası alanda bilime katkı sunacakları için dergi kadar puana eşdeğer tutulabilirler.
Bazı durumlarda çok fazla makale de yapmasınız ancak bu sizin yetersiz bilim adamı olduğunuz anlamına gelmez. Dünyada da öyledir. Bugün kendi alanında çok iyi olup da yayın yapamayan çok sayıda insan var. Ancak onlar da ağırlıklı olarak kitap yazımı ve diğer işlevlerde önemli görevler üstlendikleri bilinmektedirler. Ayrıca bazı araştırıcıların felsefi dünya görüşlerinden dolayı araştırma sonuçlarının batılı dergilerde yayınlamayı ret etikleri ve yerli dergilerde yayınlattıkları da bilinmektedir.
Her şeye rağmen bilimsel çalışma metodu olarak çalışmalarımız uluslararası nitelikte ise yurtdışında yayınlanmalı ve dünyanın ortak dili ile yayınlanmalı ve eleştirel iletişim kanalları açık tutulmalıdır.
Öneri olarak bilimsel makale yanında bir bütün olarak araştırma projeleri, projenin etkinliği yaşama katkısı, kitap yazımı, kongrelere ve toplantılara katılma ve veya düzenleme ve öğrenci yetiştirme ölçütlerinin de dikkatte alınması daha yararlı olacaktır.
Bu da her üniversitenin yine kendi bilim politikasına bağlı olarak belirlediği ölçütleri geliştirmesi gerekir. Bunun için doğal olarak ölçütler yanında bilim insanını isteklendirici ölçütlerin de getirilmesi gerekir. Böylece bilim insanlarının çalışma azmi yükseltilmiş olur.
Üniversitemizin ileriye dönük daha dinamik ve üretken bir durumda görmek istiyorsak ki bunun için buradayız, bazı ek önlemlerin alınması gerekir.
1. Her yıl öğretim üyeleri yaptıkları çalışmaları yanında geleceğe yönelik kısa ve orta vadeli hedeflerini rapor olarak sunmaları istenebilir.
2. Üniversitenin olanaklarından yararlanılmada puanlama önemli bir ölçüt olmalıdır. Yayın yapan genç Ar-Görevlileri, uzman, okutman, Yard. Doç, Doç. ve profesörlerden her yıl başarılı çalışma yapanlara ödüllendirici ve isteklendirici önlemler alınmalıdır. Bunlardan başarılı olanlara yurtdışında kongrelere katılma, projelerine daha fazla destek çıkma, bilgi işlem desteği, personel desteği vs olanakları sağlanmalıdır. Özellikle genç Ar-Görevlilerinin araştırma görevlisi lojmanlarından yaralanılması teşvik edilmelidir.
3. Üniversite çalışanları, araştırma görevlisi, okutman ve uzmanların da belli oranda üniversitenin olanaklarından yaralanabilmelidir. İç eğitim seferberliği, kalite unsurları ve ödüllendirme sistemi ile bu kısmen sağlanabilir.
Üniversitenin bilim politikasına uygun olarak doçentlik ve profesörlük tez çalışmaları yeniden gündeme gelmeli. Tez çalışmalarının temel bilimler, stratejik ve sorun çözmeye yönelik özgün çalışma olması benimsenmelidir. Bu üniversitenin kalitesinin yükselmesine büyük katkı sunacaktır.
Deneme dersi mutlaka yeniden başlatılmalı
Yabancı dil sınavı aynı zamanda okuma yazma ve anlamayı da içine alacak şekilde yeniden düzenleme yapmayı gerektirmektedir. Bugün tüm bilimler kitaplarda yazılı ancak bunların teknolojiye dönüştürülmesi bildiğiniz gibi kolay olmuyor. Yeterince okunanların anlaşılmadığını hepimiz biliyoruz.
Bu ölçütlerin saÄŸlanması ve bilim adamı adaylarının kendilerini hazırlamaları için belirli bir geçiÅŸ sürecine ihtiyaçları olacaktır. Yazılı olmayan bir ilkeye göre birinci yıl uygulanması istenen kuralların %25′i, ikinci yıl %50’si ve üçüncü yıl ise %75′i saÄŸlanarak ilkelerin herkese alıştırılarak uygulanması saÄŸlanır. Üniversitemizin halen mevcut potansiyeli ile bunları saÄŸlayacak yeterlilikte olduÄŸunu düşünüyorum.
Bu ölçütlerin istenmesi için mutlaka YÖK’ün istediÄŸi ölçütlere uyması beklenilmez. Her üniversite istediÄŸi ölçütleri koyabilir.
Yöneticilere ve İdari Görev Yapanlara Ekstra Puan Verilmemeli
Son yılarda üniversitelerde genelde çok erken dönemde yöneticiler bir eğilimin olduğu görülmektedir. Bilim insanının sırtında bir yük olan idari görev yapan Yard. Doç. Ve Doçentlerin akademik aşamada puan verilmesi akademisyenliği değil idareciliği teşvik edeceği için bilimsel gelişme açısından sakanca oluşturmaktadır. Bilim insanı bilimsel araştırmaya heveslendirilmelidir. Bu bağlamda idari görev yapan öğretim üyelerine bilimsel işlevleri dışında puan verilemelidir.
Sonuç:
Üniversitenin akademik yükseltmeler ve kadroya atanmalar için olmasa olmaz minimum ölçütleri olmalıdır. Bunun için öncelikle üniversitenin bir bilim politikası ve buna uygun olarak misyon ve vizyonunun belirlenmesi gerekir.
Üniversitenin geleceğe sağlıklı taşınabilmesi için mutlaka bilim politikasını oluşturması, misyonunu ve vizyonunu netleştirmesi gerekir. Yol haritasının sağlıklı yürüyebilmesi için mutlaka aralıklarla kendi koyduğu hedeflerin geçekleşme düzeyini belirlemesi gerekir. Bunun için stratejik planlama ve iç akreditasyona mutlaka başvurması gerekir. Bu yapıya uygun dinamikte ve bilgide öğretim üyesi alımı için mutlaka ölçütlerin olması gerekir.
Ölçülebilir bazı değerlendirmelere (puanlara) yanında bölümün görüşü, referansları, ödülleri ve diğer bütün ölçütler dikkate alınmalıdır.
Söz konusu puanlama sistemi şu unsurları içerebilir;
• Mutlaka Doçentlik ve Profesörlükte tez hazırlama süreci yeniden başlamalı. Tez çalışması temel eser olarak kabul edilmelidir.
• Deneme dersleri yeniden getirilmeli ve jüri önünde savunma yapılmalıdır.
• Ulusal ve Uluslar arası dergilerde yapılan bilimsel yayınlar, kitap ve kitap bölümleri ve ders notları bu değerlendirmeye alınabilir.
• Kongre, toplantılara katılım ve organize edilmesi puanlamaya tabii olmalı
• Farklı alanların Özgünlülükleri mutlaka dikkate alınmalıdır,
Üniversitelerin temel işlevi olan araştırma, eğitim-öğretim ve toplumu aydınlatarak çağdaşlaşmak, sanayileşmesini sağlamak ve ileriye taşıması için ülke içindeki kendi eşdaşları ve başka ülkelerin üniversitelerinin ilgili birimleri ile rekabet edebilmeleri için, mutlaka kendi bilim politikasını oluşturması ve buna uygun akademik kadroları bünyesinde bulundurması zorunludur. Ülkemizin ve ulusumuzun geleceği bu konuda alacağımız karara bağlıdır.
Çukurova üniversitesinin gelecekte bilim dünyasında hak etiği yeri alabilmesi yarının güçlü bilim insanlarını bünyesinde bulundurabilme kapasitesine bağlıdır. Bu da şimdiden bazı önlemlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Üniversitelerin olmazsa olmazları arasındaki sürekli iyileştirme programlarını yürürlüğe koymasına bağlıdır. Bunun için öğretim üyelerinin seçiminde asgari ölçütler yanında bililim insanlarını isteklendirici bazı tedbirlerin alınması gerekir.
Prof.Dr.İbrahim ORTAŞ
- Yapı Kredi Bankası Gişe ve Operasyon Yetkilisi Seçme Sınavı
- HSBC Bankası Gişe Yetkilisi Sınavı
- Yedek Subay Sınavı Sonuçları ve Değerlendirilmesi
- Finansbank Bireysel-Kobi Müşteri Hizmetleri Yetkilisi MHY Sınav ve Mulakatı
- Baykal ın Yerine Kim Geçecek?
- Seçim Sonuçları ve Değerlendirilmesi
- En Etkileyici Fotograf
- Tıbbi Satış Mümessilliği Sınavı
- ÖSS Sınav Sonuçları ve Ülkemizdeki Bölgesel ve Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik
- Hapisten Meclise
- Daha Yolun Başındayız
- Türkiye Halk Bankası Uzman Yardımcısı Servis Görevlisi Banko Görevlisi Sınavı
- Orman Yangınları ve Keçilerin Önemi
- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi - Universal Declaration of Human Rights
- Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS Soruları Sonuçları ve Değerlendirilmesi
- ULAKBİM Tarafından Geliştirilen Dergi Değerlendirme Kriterleri
- Türkçe Süreli Yayınların Kalitesinin Arıtılmasının Türkiye Bilimine Katkısı
- Finansbank Bireysel-Kobi Müşteri Hizmetleri Yetkilisi MHY Sınav ve Mulakatı
- HSBC Bankası Gişe Yetkilisi Sınavı
- Kraliçenin Ardından
- Yeni Dünya Düzeninin Dayattıkları
- Bağımlılık Kuramları ve Bağımlılık Kuramlarına Yapılan Eleştiriler
- @Gülçin KARA:
Gülçin hnm. yakında İstabul ili için bir alım...
- yapı kredinin önümüzdeki günlerde sınavı var mı bilgsi olan bir arkadaş bana cev...
- Ayla hanım merhaba
Nasıl olayım iyiyim desem değil, ya böyle beklemek bende...
- ayla hnm. cumaya kadar olumlu olumsuz derken referans isteme konusunda mı yoksa...
- Merhaba Sadettin tşk ederim iyiym sen nasılsın valla ses yok ya çok istiyorum bi...
- Telaşlanmaya gerek yok arkadaşlar, tek tük aciliyeti olan çeşitli il ve ilçelere...
- aslı hnm. anladığım kadarıyla referans sonrası henüz kimseye geri dömüş olmadı b...
- Ayla Hanım
iyi günler nasılsınız? Hsbc Bankası İnsan Kaynaklarından size...
- seda hanım 20 haziranda mulakata girdim 25inde de aradılar referanslarımı da hem...
EÄŸitim - Tem 19, 2008 19:54 - 0 Yorum
Türkiye Halk Bankası Uzman Yardımcısı Servis Görevlisi Banko Görevlisi Sınavı
Kategori EÄŸitim
- Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS Soruları Sonuçları ve Değerlendirilmesi
- ULAKBİM Tarafından Geliştirilen Dergi Değerlendirme Kriterleri
- Türkçe Süreli Yayınların Kalitesinin Arıtılmasının Türkiye Bilimine Katkısı
- Finansbank Bireysel-Kobi Müşteri Hizmetleri Yetkilisi MHY Sınav ve Mulakatı
- HSBC Bankası Gişe Yetkilisi Sınavı
Politika - Haz 12, 2008 12:40 - 1 Yorum
Kraliçenin Ardından
Kategori Politika
- Yönetim ve Uygulama Üzerine Hayatin Esintileri
- Bürokrasiden Kurtulmanın Yolu E devletin Önünü Açmaktır
- Halk Oylaması Referandum Sonuçları ve Değerlendirilmesi
- Referandum Kültürü
- Kim Bu Adam
Ekonomi - May 13, 2008 22:09 - 0 Yorum
Yeni Dünya Düzeninin Dayattıkları
Kategori Ekonomi
- Bağımlılık Kuramları ve Bağımlılık Kuramlarına Yapılan Eleştiriler
- Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş Küreselleşme Sürecinde Kalkınma Teorilerinde Paradigma Arayışları ve Ulus Devletin Değişen Rolü
- Buğday Fiyatlarındaki Artış Neyin Habercisi?
- Taşımacılık Sektörüne Genel Bir Bakış
- 2007 de Türkiye de İş Yapma Kolaylığı Zorluğu
Yorumlayin