Akademik Aşama ile İlgili Görüş
Çukurova Üniversitesi Öğretim Elemanları Yükseltme ve Atama İlkeleri’ni belirlemek üzere oluşturulan komisyonun hazırladığı taslak geleceğe yönelik asgari ve ortak hususların belirlenmesi ve bir referans noktasının olması itibarı ile önemli bir gelişmedir. Ayrıca bu yönde var olan bir boşluğu ve ihtiyacı doldurması bakımından da çok önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Katkısı olan değerli hocalarıma teşekkür ederim.
Uzun zamandır çevre illerde bizden sonra kurulan bir çok üniversitede akademik aşama için belirli ölçütler bulunurken bizim gibi yerleşik bir üniversitede akademik ölçütlerin olmamasının sakıncalarını ve geleceğe yönelik kaygıları bir çoğumuz taşıyorduk ve aralıklarla sorunu gündemde tutmaya çalışıyorduk.
2004 yılı içinde YÖK ve TÜBİTAK tarafından yapılan açıklamalar ışığında üniversitelerin yayınlanan tam makale say ısı yönünden üniversitemizin 357 makale ile 11. sırada, bilim adamı başına 0.47 makale sayısı ile 33. sırada ve kamu personeli sınavındaki genel kültür sırlaması bakımından ise neredeyse üniversiteler içinde en son sıralarda bulunmaktayız. Bir üniversitenin üst yönetimi ve öğretim üyeleri için bu tablonun çok da sevindirici olmadığını biliyorum. Ve amacım sizi üzmek değil, YÖK tarafından kamuoyuna dağıtılan bu resimden kendimizi görmek ve üniversitemizi geleceğe taşımak için önlemler alınmasını sağlamaktır. Konuya duyarlı olmam nedeniyle bu tablonun bir günde oluşmadığını ve sorumluluğun ortak olduğu bilincini taşındığım bir dönemde öğretim üyeliğine alınma konusuna da hazırlanan ilke taslağını üniversitemizde tartışmaya açılması beni bir nebze olsun umutlandırmıştır. Üniversitemizin geçmişinden bugüne kadar yöneticilik yapmış bütün değerli yöneticilerinin iyi niyeti bir yana üniversitemizin her zaman uzun soluklu bir planının olmadığını görmüş olmak beni hep endişelendirmiş ve düşündürmüştür. Üniversite öğretim üyesi olarak bulunduğum günden bu yana bir çok platformda üniversitenin bir bilim politikasının olmasını, akademik yükseltme kriterlerinin olmasını ve yıllık olarak üniversitenin her öğretim üyesi, anabilim dalı, bölüm, fakülte bazında plan program yapmasını ve yıl dönümlerinde bir değerlendirmeye gereksinim olduğu fikrini anlatmaya çalıştım. Savunduğumuz bu düşüncelerin bazı üniversitelerde yavaş yavaş hayata geçiriliyor olmasından da büyük mutluluk duyuyorum.
Çağdaş ve gelişmiş üniversitelerin temel işlevi kendisine yakışır bir bilim ve kültür politikası oluşturması ve buna uygun araştırma faaliyetleri yürütmesidir. Bu bağlamda bölgemizin ve ülkemizin öncelikleri çerçevesinde araştırmaların yapılması ve bu araştırmada çıkan sonuçların yayına dönüştürülmesi öncelikli olmalıdır. Bu şekilde üniversite ile bölge iç içe geçmeli ve birlikte bir sinerjinin yakalanması gerekir. Bu faaliyetleri oluşturabilecek ve geliştirecek olan ise iyi yetişmiş bilim adamlarını elinde bulundurması en doğal görevidir. Aksi takdirde meslek yüksek okulu konumundan öteye geçemeyecektir. Bu gün gelişmiş üniversitelerin bu konuda yaptığı en önemli işlev kendi alanının en iyi elemanlarına kurumlarında yer vermektir. Bunun için öğretim üyesi adaylarının alımında yüksek ölçütler ve ince eleklerden geçirmektir.
Populerlik: 12% [?]

Stephan Zweig, “Bilimde körlük yanılgı değil, ‘korkaklık’dır.” der. Bilim adamının korkaklarla, ürkeklerle işi ya da saygıdan ötürü gerçeği görmemeye hakkı yoktur.




