Neden Cumhurbaşkanını Konuşarak Seçemedik?
Etiketler: cumhurbaskani, secemedik, uzlasma, uzlasma kulturu
Ülkemiz Nerde Yanlış Yapıyor? Cumhurbaşkanı seçiminde maalesef ülkemizin siyasi partileri TBMM’de uzlaşama sağlayamadı. Sorunu konuşup karşılıklı anlaşmak yerine mahkemeye gitmek demokrasimize ciddi bir yara açmıştır. Sonuçta ülkemiz Cumhurbaşkanını mahkeme ile çözen bir ülke durumuna geldi. Konuşan herkes kendi çapında doğru söylüyor ancak çözüm üretmede yetersiz kalmaktadır.Bizim oylarımızla seçilen milletvekillerine nasıl karar alacakları ve meclisi takip etmeleri ve işlevleri konusunda da başarısız kalmışlardır. Milletvekillerinin ortalıkta saf değiştirmesi toplumun güvenini kaybetmiştir. TBMM ‘nin kutsal saygınlığı bana göre zarar görmüştür. Sorun İyi Yönetilememiştir. Herkes bu güne kadar yaşananlardan ders almalıydı. Öyle bir anayasa yapmışız ki Anayasa profesörleri bile üzerinde anlaşamıyor, iç tüzük anlaşılamıyor, Anayasa maddeleri açık değil. Açıkçası anlaşılır gibi değil.
Yurttaş olarak hepimizin bu tablonun bizlere yakışmadığını belirtmemiz gerekir. Herkesin kafası karışık. Hiç mi kimse bugüne kadar bu aksaklıkları görmedi? Görenleri de neden dinlememdik diye sormak gerekir. Açıkçası herkesin bu hükümet bir dönem daha iktidar olur görüşünün hakim olduğu bir dönemde süreci yönetememesini anlayamadı. Dışarıdan saygın bir hukukçu, bir bürokrat, bir bayan, bir bey efendi bile Cumhurbaşkanlığına aday gösterilseydi seçilirdi kanısındayım. Muhalefet partileri de süreci kabul etmişlerdi. Ancak konuşularak seçilmesini istiyorlardı. Neden bir araya gelip konuşamadık. Halen anlamış değiliz. Yoksa söylediklerimiz ile gönlümüzde geçenler ayrı şeyler mi? Geçmişten Ders Alınamamaktadır Bugüne kadar hiç de hoş olmayan süreçlerin yaşanması ve bundan ders çıkarılamaması beraberinde ciddi sorunlar yaratmıştır. Baraj sorunu, siyasi partiler sorunu, Cumhurbaşkanın yetkilerinin fazlalığı gibi bir çok konu ülkenin ilerleyememesinin önündeki sorunların başında geliyor. […]
Yaşanan bunca sorundan hiç de ders almadığımızı görüyorum. Hükümet ve muhalefet kendi demokrasi anlayışları içinde pozisyon almaya çalışıyorlar. Ancak konuştuğum mürekkep yalamış bir çok insanın görüşü o dur ki yeni seçim de sorunu çözmeyecek gibi. Çünkü bu seçim sürecine geçmişten ders alınarak yeni bir umut ile girilmiyor. Tam tersine aynı yüzler, aynı anlayış ve aynı beklenti. Onun için sanırım bu sorunları gelecekte yine yaşayacağız. Uzlaşma Bir Kültürdür. Aslında demokrasi bir uzlaşma rejimi olması nedeniyle, partilerin kendi aralarında anlaşmalarını bekliyorduk. Konuşarak dağların aşıldığı söylenir. Ünlü halk değişindeki gibi “Ne kadar bilirsen bil bir bilene danış. Danışan dağları aşar. Aşarda aşar yoları açar”.
Maalesef insanlar birbirleri ile konuşmayı lüks gördüler. Kendilerini aşıp, sen gelmiyorsan ben gelirim diyebilselerdi bugün bunlar yaşanmazdı. Radikal Gazetesinden Murat Yetkin 07/05/2007 tarihli yazısında Başbakan “Erdoğan Baykal’la uzlaşma arasaydı, daha sonra Büyükanıt’la görüşmesine gerek kalmayabilirdi” diyor. Gönlümden geçen siyasilerin konuşarak anlaşmalarıydı. Bu anlamda siyasiler sınıfta kalmıştır. Konuşma dilleri de çok sivri, yarın yan yana geleceklerini adeta unutuyorlar. Cumhuriyet mitinglerinde gördüğümüz yüz binlerin bir araya gelin talebinin de benzer gerekçeler ile gerçekleşmediği görülüyor. Anadolu’da sıkça kullanılan “tatlı dil yılanı deliğinde çıkarır” sözü çok anlamlı. İlk defa yatı okullar sınavına gireceğim zaman duyduğum bu sözün anlamlı ve önemini hep hatırlarım. Ülkenin çıkarı için verilen siyasi kavga ve mücadele doğal, ancak bu süreç kişiselleşmemelidir. Yine de bir araya gelmesini ve ortak paydayı oluşturmasını bilmeliyiz diye düşünüyorum. Kolay değil, insan olarak kırıldıklarımızla kolay barışmıyoruz. Ancak konu ülkemiz olunca ve bu işi talip olunmuşsa kendimizi aşmamız gerekir. Hep denildi ki koalisyonlar ülkeyi işletemiyor.
Bilincim yettiği kadarı ile ülkemizin çok parçalı siyasi yapılanmasının koalisyonlar döneminde bir biri ile daha az çatıştığı görülmüştür. İnsanlar istemeseler de bir araya gelmeyi başarmışlardır. Ancak tek parti yönetimi durumunda da sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bazen iktidar gücü insanı aşırı öz güvene ile istenmedik durumlara da getirebiliyor. Tarihte bunun örnekleri çokça sayıla bilir. Hitler’in siyaset yolu ve demokrasi adını kullanarak gelmesinin yarattığı acı etki halen Alman halkının hafızasından silinmedi. Şimdi Fransa’da Sarkozy ne yapacak bilinmiyor. Seçimlere Hep Hazırlıksız Giriliyor Her nedense ülkemizde sürekli yıldırım seçimler yaşanmaktadır. Seçime nitelikli katılım, öz seçim, kadına seçmenlerin belirlenmesi, yurtdışında yaşayan yurttaşların seçimde oy kullanımı konular nedense hiç gündeme gelmemektedir. Son günlerde gelişen olaylar sanki bilinçli bir biçimde yapılmışçasına, Türkiye bir laiklik ve din çatışması eksenine sıkıştırmıştır. Bundan adeta medet umulmaktadır. Pekala vatandaşın yaşadığı bir dizi ekonomik, sosyal, ideolojik ve siyasi faktör ne oluyor. Bugün seçime girmeye çalışan partiler ve milletvekili aday adaylarının profili ile geleceğin pek parlak olmadığı görülüyor.
Siyaset Proje Üretmeli Artık geçen dönem gördüğümüz proje üretemeyen siyasetin artık proje üretmesi gerekir. Ancak görünen o ki, siyaset proje üretmek yerine, birbirlerinin eksiği ile ilgilenmektedirler. Bu anlayış insanları çok rahatsız etmektedir. Ancak siyasetten başkada yol yok. Demokratik işleyiş mekanizmasını geliştirerek güçlendirmemiz gerekir. Bununda siyasilerin yeni söylem ile yapması gerekir. Yaşamı başörtüsüne dönüştürmenin bir anlam ifade etmediğini sıradan Anadolu insanının pak ve temiz duygularını rencide ettiğini unutmayalım. Mevlana’nın belirttiği gibi “yeni şeyler söylemek gerekir”. Yen bir yapıya önem verilmeli ve dönüşüm sağlanmalıdır. Türk halkının bunu başaracağına olan inancım tamdır.
Prof.Dr.İbrahim ORTAŞ
Populerlik: 4% [?]










1 Yorum - “Neden Cumhurbaşkanını Konuşarak Seçemedik?”
Yazan: doğancan - Ağu 18, 2007 | Yanıtla
benim istediğim şey, şu veya bu şekilde artık cumhurbaşkanı seçilsin. seçilsin çünkü iktidarın mağdur edebiyatından gerçekten bıktık. %48i alıyorsun, mağdursun. İstediğini seçtirebilirsin, mağdursun. Sürekli bir mağdur edebiyatı. Sırf bu yüzden halkın yarısı oy verdi, hala mağdur edebiyatı. Aldınız işte oyunuzu, seçin istediğinizi, nedir yani?