eGeGelisim Forum


Türk Üniversiteleri ilk 500 Sıralamasına Girebildi mi

Tarih: 05 Şubat 2008 – 12:18 | Yazan: eGeGelisim |


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Neden Türkiye Üniversiteleri Dünyadaki İlk 500 Arasına Giremiyor

“Neden ilk 500 sıralamasında Türk Üniversitesi yok” konusu epeyce basında tartışılmıştı, ancak üniversitelerimiz bu konuda kişisel görüşlerin ötesinde resmi olarak sesiz kaldılar. Doğal olarak imkanların yetersizliği sıkça gündeme geldi. Ancak 14 Ağustos 2007 tarihinde birçok gazete “En iyi 500 üniversite listesinde beş Türk Üniversitesi” başlığı ile ABD’nin ünlü haber dergisi Newsweek’in dünyanın en kaliteli 500 üniversitesi ile “World’s Top Universites” adlı çalışmayı sundu. Listede Türkiye’den İstanbul, Sabancı, İTÜ, Bilkent ve Çukurova üniversiteleri var. Ayrıca ‘Dünya üniversiteleri’ başlığıyla yayımlanan makalede “eğitim kalitesi ve prestijleri ele alınmıştır” denilmektedir. Dünya sıralamasında 500 içinde beş Türk üniversitesi bulunması anlamlı, kendilerini kutluyorum, ancak neye göre ve hangi kriterlere göre bu sıralamayı yaptığının belirtilmemesi beraberinde kuşkuları da getirmiştir. Amerikan Newsweek dergisinin gündeme getirdiği yükseköğretimdeki global yarış başlıklı yazıda “sıralamanın ABD’den THES (Times Higher Education Supplement) ve Çin’den Shanghai Jiao Tony University’nin yaptığı sıralamalara uzmanlardan alınan görüşlerin eklenmesiyle dünyanın en prestijli ve kaliteli 500 üniversitesi belirlendi” denilmektedir. Webometrics Yöntemle Dünya Üniversitelerinin Internet Üzerindeki Performansları Yönünden de Pek İyi Sayılmayız 20 Kasım 2007 tarihli basına yansıdığı üzere merkezi İspanya’nın Milli Araştırma Konseyi’nin (CSIC) üniversiteler üzerinde yaptığı “Webometrics Dünya Üniversiteler Sıralaması” sonuçlarına göre ise Bilkent ve ODTÜ ise kıl payı ile sıralamanın sonalarında ilk 500′ de yer alabilmişlerdir.

(http://en.wikipedia.org/wiki/Webometrics_Ranking_of_World_Universities)

Çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren 13 bin üniversite üzerinde yapılan üniversitelerin Internet performansı araştırmasına göre hazırlanan çalışmanın Temmuz 2007 dönemi sonuçları, Türk üniversiteleri sıralamada Bilkent Üniversitesi 475. ODTÜ 482. ve Boğaziçi ise 525. sırada yer almaktadır. Diğer üniversitelerimizde 789 puan ile İTÜ; Ankara Üniversitesi, 852; Hacettepe Üniversitesi, 915; Ege Üniversitesi, 1002; Anadolu Üniversitesi, 1068; Gazi Üniversitesi, 1145; Dokuz Eylül Üniversitesi, 1277 ve Çukurova Üniversitesi 1521 sırası şeklindedir.

Objektif Kriterlere Göre Sıralama Yapılması Gerekir Çin’in Shanghai Jiao Tony University’nin yaptığı çalışma konusu akademisyenler tarafından da kritik edilmişti ancak kendine göre kriterleri bulunuyordu. Bu konuda bir dizi (5 sayı peş peşe, çözüm önerileri dahil iki yazı daha ileride bilginize sunulacaktır) yazı yazdım. Ancak THES (Times Higher Education Supplement) listesinde ise pek kriter görülmüyor. Ülkemizdeki bir çok üniversite anında olaya tepki vererek subjektif bir değerlendirme yapıldığını belirttiler (Sabah Gazetesi 15 Ağustos 2007). Konuyu değişik boyutlarda elektronik ortamda araştırdım ve yurtdışında bazı bilim adamlarına sordum. Bazı öğretim üyeleri konu üzerinde yaptıkları araştırma ve edindikleri izlenimleri ile dikkate alınacak bir olay olmadığı, ekonomik kaygılar ile yapılmış sübjektif bir değerlendirme olduğu yönündeydi. İlgili Internet sitesi (http://www.topuniversities.com/book/) özel bir site öğrenci değişim programı ve işbirlikleri konusunda reklam ve bilgi sunan bir site izlenimini veriyor. Sitedeki bilgileri yetersiz ve ikna edici değil. Bir çok öğretim üyesinden aldığım izlenim, acaba ABD kaynaklı bu haberlerin altında öncekilere benzer “bir bit yeniği var mı?” diye sormaktadırlar.

Kendimiz Kendimizi Değerlendirmeliyiz

Yine de ülkemiz üniversiteleri adına sevindirici. Başta öğretim üyelerimizin bireysel başarıları dahil olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum. Ancak ABD’de öğrenci değişim ticareti yapan bir sitenin ötesinde, kendi gerçeklerimiz ile yüzleşerek gerçekten bilim yapan bir üniversite olarak yerimizi kendimizin belirlemesi gerekir diye düşünüyorum. Eğer geçmişle kıyaslandığında üniversitelerimiz ilerlemiş ise, o zaman ekilen biçilmiş demektir. Başkasının beni nasıl gördüğü önemli, ancak benim gerçekten kendimi nasıl gördüğüm daha öneli. Kendim herkesten önce aynanın karşısına geçip kendim ile yüzleşmem gerekiyor. Ben kendimi biliyorsam ve güveniyorsam, kuru kuru övünmenler ve yermeler pek beni etkilemez.

Başarı Kurumsal Destekten Çok Bireysel Başarının Sonucudur

İlke olarak güzel, sevindirici ve gurur verici. Ciddiyeti ne olursa olsun, sonuçta üniversitemizle birlikte 5 üniversitenin dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında adının geçmesi sevindirici. Önümüzdeki yıllarda listede ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, Ankara, Ege Üniversiteleri, Dokuz Eylül, Uludağ ve Gazi gibi köklü üniversitelerin adının da geçeceğini sanıyorum. Daha önce Çin’in Shanghai Jiao Tony University tarafından yapılan çalışmada listeye bir dönem yalnızca İstanbul ve Hacettepe üniversitelerinin girdiği belirtilmişti. Şimdi Hacettepe Üniversitesi yok. Sanırım kuşkularda buradan başlıyor. Listeden adı sanı duyulmamış üçüncü dünya ülkelerinin üniversitelerin olması kaygıyı iyice artırmaktadır. Maalesef son yıllarda yeterli akademik kadroların ve bütçenin sağlanamaması nedeniyle üniversitelerin zor günler geçirdiğini biliyoruz. Diğer taraftan YÖK’ün başta akademik atamalarda aradığı kriterlerin belirginleşmesi, TÜBİTAK’ın makalelere teşvik vermesi ülkemiz üniversitelerinde uluslararası makale sayısında belirgin bir artış sağladığı da izlenmektedir. Ayrıca kurumsal destekten çok üniversitelerde çok sayıda bilim adamının yoksulluk sınırında maaş almalarına rağmen bilim yapma konusundaki çabalarının yansımaları sonucu ülkemiz üniversiteleri kendilerini uluslararası alanda kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Açıkçası üniversitelerin kurumsal çaba ve katkılarından çok akademisyenlerin bireysel çabalarının ülkemizde daha çok taktir edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ne Yaptık da Bu Başarıyı Elde Ettik

-Kendi kendimize sormamız gereken sorular şunlardır:
-Öğretim üyemize, öğrencimize ne kadar üniversite ve çalışma ortamı hazırladık?
-Alt yapıya ne kadar önem verdik?
-Kaç öğretim üyemizi teşvik ettik?
-Kaç projeye destek sağladık?
-Kaç konferansı destekledik?
-Kaç öğretim üyesini yurtdışına gönderdik?
-Bilimsel çalışma yapan öğretim üyelerine ne oranda destek olduk?
-Başarılı öğretim üyesine ne tür destekler çıktık?
-Üniversitenin ödül sistemi ne orada objektif değerlendiriliyor?
-Başarılı kaç öğretim üyemizi daha çok üretmek için isteklendirdik?
-Üniversitelerimizin basın yayın organlarında sürekli adının geçmesini sağlayan kaç kişiye teşekkür ettik?

Bir başka açıdan sorularımızı soracak olursak, üniversitelerimizin misyonu ve vizyonuna uygun ne tür tedbirler aldık da üniversitelerimizde;
-Uluslararası dergilerde yayınlanan makale sayısında artış oldu,
-Yayınlanan makalelere yapılan atıfların sayısı arttı,
-Her yıl basılan ulusal ve uluslararası nitelikte kitap sayısı arttı,
-Daha fazla uluslararası konferans düzenlendi,
-Daha fazla öğretim üyesi yurtdışında ülkemiz temsil etti,
-Daha fazla ulusal ve uluslararası ölçekte proje üretildi,
-Daha fazla öğretim üyemiz toplumu aydınlatmak için değişik ortamlarda fikir üretti,
-Daha fazla patent ve buluş yapıldı,
-Daha fazla öğrencimiz gelişmiş üniversite tarafından burslu olarak doktoraya kabul edildi,
-Daha fazla üniversite ile ikili işbirliği sağlandı,
-Daha fazla öğretim üyeniz başka üniversite tarafından konuk öğretim üyesi olarak davet edildi,

Bütün bu ölçütlerde Üniversitelerimiz bir iyileşme sağladı mı? Veya bu iyileşmeyi sağlayacak ciddi bir girişimde bulunuldu mu da üniversitelerimiz ilk 500 üniversite arasına girdi?

Türkiye’nin Bilime Katkısı Nicel Ağırlığı İle Ters Orantılı

Türkiye Dünyanın en büyük 21 ekonomi ve 17 büyük nüfusa sahip belirli konularda ağırlığı olan bir ülkedir. Geçmişinde önemli bir imparatorluk bulunan, yönetsel ve dünyadaki büyük ordulara sahip olması ve askeri tecrübesi bulunan, dünyanın önemli bir coğrafyasında bulunuyor. Ancak eğitim kalitesi, ürettiği değerler yönünden az gelişmiş ülkeler kategorisinde yer almaktadır. Bilimsel makale üretme sayısı bakımından ilk 20 sırada yer almamıza rağmen (son üç yılda da geriliyoruz) dünya bilim makalelerine katkımız %1′in altında ve ülkemiz adresli makalelere yapılan atıf sayısı ise daha da düşük düzeydedir.

Türkiye Üniversiteleri Yerini Korumak Zorundadır

Newsweek dergisinin haber yaptığı THES sıralamasındaki değerlendirme her ne kadar sübjektif olarak yapılmış olsa da iyi niyetle kendimize bir bakış açısı kazandırmak ve gelecekte gerçekten dünyada belirli bir sıralamada olmamız açısından bize bir sorumluluk yüklemiştir. Bugün ilk 500 sırlamasına girip de yarın oradan çıkarılmak zor ve kötü bir imaj yaratır. Bundan sonra Anadolu tabiri ile “attan inmek” daha da zor olacaktır. Onun için bu sıralamanın bizlere yüklediği sorumluluğu ciddiye alarak kendimizi daha iyi yerlere ve ileriye taşımak için daha çok nitelikli ölçütleri olan, bilime ve liyakate dayalı ciddi bir çalışmaya girmemiz gerekir. Bunu yapmaya mecburuz. Unutmayalım, bilim taktir görmediği yeri terk eder. İyi bilim adamı da bilim yapacağı asgari koşulları arar.

İlerlemek İçin Üniversitenin Nitel Bazı Tedbirleri Alması Gerekir.

-Öğretim üyesi alımında ciddi uluslararası ölçütleriniz var mı?
-Öğrenci almada söz sahibi misiniz?
-Daha fazla yüksek lisans ve doktora için alt yapı ve kaynak ayırabiliyor musunuz?
-Üniversite kaynaklarından yararlanma konusunda (proje desteği, Ar-Gör alımı, Öğretim Görevlisi ve elemanı alımında, lojman desteği) hakkaniyet ve ölçütlere riayet sağlanıyor mu?
-Başarılı bilim adamlarına maddi ve manevi destek sağlanıyor mu?
-Üniversite organlarının şekillenmesinde liyakate önem veriliyor mu?
-Teknoloji ve patent üretiminde neredeyiz?
-Sosyal sorunların çözümünde alternatif modeller geliştirebildik mi?
-Sağlıkta, tarımda yeni buluşlara imza atabildik mi?
-Üniversitelerde toplumsal modeller (örneğin demokratik bir yapı) oluşturabildik mi?
-Aydınlanma sürecine, insanların kafalarının genişlemesine, sorma becerisine bir katkımız oldu mu?
-Kısacası özerk bir üniversite ortamına kavuşabildik mi?

Türkiye’nin Yeri İlk 100 Üniversite Arası Olmalı

Dünyadaki en iyi üniversitelerinin ilk 500 üniversite sıralamasında zar zor giriyor olması açıkçası üzücü. En azından ilk 100 sıralamasında bir veya iki üniversitesinin bulunması beklenir. Türkiye’deki bir üniversitenin ilk 100 sıralamasında olması da doğal karşılanır. Ancak bugünkü üniversite profili, koşular ve alt yapı imkanları buna elvermiyor. Üniversite öğretim üyesi (özellikle Ar-Gör ve Yarımcı Doçentler) ve çalışanı bugün açlık sınırında maaşla yaşamak zorunda bulunmaktadır. Batılı meslektaşlarınıza durumu anlattığınızda böyle bir ortamda bilimin yapılması da bir şekilde mucize gibi geliyor kendilerine.

Türkiye’nin Potansiyeli Var, Bilim Yapma Ortamının İyileşmesi Zorunlu

Ancak bu sübjektif durum ile avunmadan, ülke olarak bu konuyu siyaset üstü bir anlayışla ele alıp kendimize yakışır yere gelmek için ne yapacağımızı ve ne tür tedbirler almamız gerektiğini belirlememiz gerekir. Artık günü kurtarmayı bırakıp uzun erimli çağdaş Türkiye için bilim yapma ortamı ve koşullarını sağlamaya çalışalım. Benim izlenimlerime göre ülkemizde sıralamasını söylemek kolay olmamakla birlikte ilkler arasında uluslararası nitelikte bilim ve eğitim yapacak kapasitede üniversite bulunmaktadır. Ülkemizde daha önce de belirttiğim gibi halen uluslar arası nitelikte bilim insanı bulunmaktadır, çok sayıda bilim insanı da Türkiye’deki yetersiz ortamdan dolayı beyin göçü ile yurtdışına çıkmıştır. Konunun yeniden ele alınması ve ülkemize yakışır bir durum ile dünyadaki yerimizi almamız sağlanmalıdır. Bunu yapacağımıza inanıyorum ve bilim insanımıza güveniyorum, yeter ki destek görsün ve isteklendirilsin. Ancak sübjektif de olsa sıralamaya giren üniversitelerimizi kutluyorum, başarının diğer gelişmiş üniversitelerimizi de kapsamasını diliyorum. Başkasının kriterleri değil, kendi kriterimizi oluşturarak, kendimize güvenerek daha başarılı bilimsel çalışmalara diyelim. Bilgisiyle, eleştirisiyle, aydınlanmasıyla, sanatsal duyarlılıklarıyla, patentleriyle kendi ölçütlerini kendisi geliştirebilen ve insanlık tarihinde yerini alabilen Türk ve dünya üniversiteleri dileğiyle.

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Populerlik: 27% [?]

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu



1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (1 kişi puan verdi. Ortalama: 9 puan / 10)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...


  1. 2 Yorum - “Türk Üniversiteleri ilk 500 Sıralamasına Girebildi mi”

  2. Yazan: volkanalabaz - Şub 16, 2008 | Yanıtla

    Gerçekten güzel bir yazı olmuş tebrik ederim. Ama bilmenizi isterim ki Türkiye’de güzel bir Üniversite eğitimi almış olsanız bile siz o diploma ile Avrupa’da iş yapmanız veya adam yerine koyulmanız çok zor imkansız gibi birşey. Ben gururlanarak diplomam ile Almanya’ya yerleştiğim zaman da yaşadıklarımdan sonra büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. Öyle bir yaklaşım vardı ki sanki İlkokul mezunuyuz kör cahil gibi baktılar. Bu yüzden işte Avrupa’da okul okumak master yapmak istedim. Arada hem kendi Ülkemde hem de Avrupa’da düşünceler çok değişiyor ne yazık ki.

  3. Yazan: Firmalar - Mar 4, 2008 | Yanıtla

    yazı gerçekten güzel. bu konuyu geçen bi haberdede izlemiştim. türkiyeyi avrupa birliğine almayan bir topluluk o almadiklari ülkenin insanına neden kalifiye iş versinki. önce türkiyeyi sevmeliler gerisi sonra gelicektir. cool



Şimdi 1 kişi okuyor.
Bugün 11 kişi okudu.
Toplam 786 kişi okudu.
En son 2008-05-15 20:27:45 sularında okunmuştur.


| Yorum Yazmadan Önce Bakınız |

Yorum Bırakın

neutral -) cry oops razz mad * cool ??? shock sad smile grin




Şimdiye kadar toplam 116 adet yazıya 255 adet yorum gönderilmiş...




eGeGelisim

eGeGelisim.org - 2. yılını sürdüren bir eleştirel paylaşım platformudur. 2007 Haziran ayında İzmir Ekonomi Topluluğu üyelerinin katılımıyla biraraya gelen egegelisim.org eğitim, ekonomi, politika ve iş dünyasına yönelik makaleleri yayınlamakta; bir paylaşım ve eleştiri platformu özelliğini taşımaktadır...

devamını okuyun

Aranacak Kelime: